Hz. Nuh (aleyhisselâm), boğulmak üzere olduğunun farkında olmayan, onun için de gemiye binmemede ısrar eden oğlunun karşısında, nasıl çırpınmış ve aralarına giren bir dalganın oğlunu alıp götürmesi karşısında nasıl sarsılmış ve sessiz bir feryada gömülmüştü,9 öyle de, günümüzde, aynı türden yüzlerce hâdise karşısında aynı heyecan yaşanmalıdır!..
Putlara tapan bir baba karşısında Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) derdi, ızdırabı ve ona hakikatleri anlatabilmek için her çareye başvuruşu,10 günümüzün muhabbet fedailerine mutlaka bir şeyler anlatmalıdır.
Hele, kendisini kırk yıl himaye etmiş amcası Ebû Talib’in öleceği anda başucunda durup: “Amcacığım, bir kere beni tasdik et, ahirette sana şefaat edeyim.”11 diyerek kıvrım kıvrım kıvranan dertli ve mahzun Nebi’nin bu hâli, gözlerimizin önünden hiç gitmemelidir.
… Ve yine O; kavmi O’nu kovmuş ve her türlü hakarete maruz bırakmışken, O hep muhabbet ve sevgiyle mukabele etmiş; etmiş ve kazanan da kendisi olmuştur.12 Çünkü arkasından milyarlarca insanın ebedî hayatı kazanmasına giden yol, bu katlanma köprüsünden geçerek devam etmiştir.
Evet, bu kudsî vazife, tam şefkat ve muhabbet fedailerine göre bir vazifedir. Yaşatma arzusuyla yaşama zevkini terk edenlerin vazifesi.. içinde bulunduğu cemiyetin fertlerine Cennet’e giden yolu gösteremediği takdirde, Cennet’te dahi huzur bulamayacak kadar yüce himmetler taşıyan şefkat âbidelerinin vazifesi.. “Milletimin imanını selâmette görürsem Cehennem alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur. Milletimin imanını selâmette görmezsem, Cennet’i de istemem. Orası da bana zindan olur…”13 diyen fedailerin vazifesi.. ve “Yâ Rab, vücudumu o kadar büyüt ki, Cehennem’i ben doldurayım, oraya başka kulun girmesin!” diyen sıddîklerin vazifesi…
Dipnotlar
- 9 Bkz.: Hûd sûresi, 11/42-43.
- 10 Bkz.: En’âm sûresi, 6/74.
- 11 Buhârî, tefsîru sûre (9) 16, (28) 1, eymân 19; Müslim, îmân 41.
- 12 Bkz.: İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 49/152; İbn Adiyy, el-Kâmil 6/111.
- 13 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.616 (Tahliller).