İçeriğe geç

Eğer insanımıza karşı alâka duyuyor ve ona karşı merhametli olduğumuzu kabul ediyorsak, bunun en güzel ispatı, ona karşı yapmamız gereken vazifeleri yerine getirmemiz olmalıdır. Bu hususta bize düşen en hayatî iş de “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”dir. Öyleyse bunu bütün insanlığa karşı yerine getirme emeliyle çalışmalıyız.

Kaldı ki bu vazifeyi kim yaparsa yapsın, Cenâb-ı Hak tarafından takdir ve tebcile mazhar olur. Onun için, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

لَيْسُوا سَوَۤاءً مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَۤائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَۤاءَ اللَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۝يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَأُۨولٰۤئِكَ مِنَ الصَّالِحِينَ

“Kitap ehlinin hepsi bir değildir. Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyup duranlar vardır, bunlar Allah’a ve ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar salihlerdendir.”7

Demek oluyor ki, bu vazifeyi kim yaparsa yapsın, Allah’a, ahiret gününe de inanıyorsa, Kur’ân’ın tebciline mazhardır. Zaten bizi de dolu dolu ümitlere sevkeden, bu ve benzeri âyetler değil midir?

Evet, günümüz insanı şiddete, hiddete, baskıya, dövüp öldürmeye değil; şefkate, sevgiye, muhabbete, tatlı söze, mûnis sese muhtaçtır. Herkese şefkatle eğilecek, onun kalb iniltilerini bir mızrap gibi kendi gönlünde duyacak ve onların ızdırabını ızdırabın gibi paylaşacaksın.. evet bugün bizlerden beklenen şey budur. Bu yapılabildiği ölçüde insanlığın beklediği önemli bir iş yerine getirilmiş olacaktır.

22