9. Tebliğin Dine Sahip Çıkmada Bir Ölçü Olması
İslâm dini, Allah (celle celâluhu) tarafından teminat altındadır. O aslî duruluğunu kıyamete kadar devam ettirecektir. Evet, bu mevzuda va’d-i ilâhî vardır ve Allah kendi dinini koruyacaktır. Ama bu koruma ve muhafaza etme, inananların himmeti, Müslüman fertlerin bu dine sahip çıkmaları sayesinde olacaktır. Yani, Müslümanların bu dine sahip çıkmalarını, Allah kendi koruma ve muhafazasına bir şart-ı âdi kılmıştır. Meşîet-i ilâhî o istikamette olduğu müddetçe ve bu şart-ı âdi yerine geldiği sürece bu din korunacak demektir ki, ilâhî va’di daha çok böyle anlamak gerektir.
Evet, inanan insanlar dine bekçilik yapmalıdırlar. Eğer dindar insanlar kendi dinlerinin nâşiri ve bekçisi olmazlarsa, dinlerinin feyiz ve bereketinden mahrum kalırlar. Bu da, hiçbir zaman, dinin Allah tarafından korunmadığı mânâsına gelmez. Belki onlar müracaat etmediler, talepte bulunmadılar ve Allah’ın iradesinin taalluku itibarıyla, bir şart-ı âdi sayılan iradeleriyle işin içine girmediler. Allah da onları derbeder ve perişan etti. Veya gelen yümün ve bereketten onları mahrum etti. Bugün dinî hayatta görünen inkıraz bence böyle anlaşılmalıdır. Din, mü’minlerin sahip çıkmasıyla Allah tarafından muhafaza edilecektir. Ve yine din, müntesiplerinin onu neşretmesi ölçüsünde âfâk-ı âlemde şehbal açıp yükselecektir.