İçeriğe geç

Resûl-i Ekrem dine sahip çıktı, Allah da dinini korudu. Daha sonra ona asırlarca sahip çıkıldı, yine Allah bu dini muhafaza buyurdu. Dinden ellerin gevşediği yerde de Allah, herkesi her şeyiyle perişan ve derbeder etti. Allah Resûlü, bu işi en mühim bir mesele olarak ele aldı. Gece gündüz ümmetini uyarmaya çalıştı. Zira öbür âleme ait mutluluk, insanların dine ait meseleleri yaşamasına bağlıdır. Ardından mahşerde, sıratta, Cennet’te ve ilâhî cemali seyretmekte tek geçer akçe, dine hizmet, salih amel ve selim kalbtir.

İşte Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ümmetinin eline böyle bir pasaport tutuşturabilmek için hep çırpınıp durdu. Dini tebliğ, O’nun en birinci meselesiydi. İşte, O’nun bu cehd ve gayreti iledir ki, cemaatinde de aynı şuur uyandı. Onlar da yürekten dine sahip çıktılar.. sahip çıktılar ve bu çalışmalar da asla boşuna gitmedi. Çünkü Cenâb-ı Hak onların bu gayretlerine, dini korumakla karşılık verdi. Ve en güzel mukabelede bulundu. Sahabe, Allah Resûlü’nden aldıkları mesajları dünyanın dört bir yanına ulaştırmak için âdeta birbiriyle yarış yapıyordu. Din adına bildikleri belki beş-on âyet, beş-on hadisti, ama onlar, bildiklerini hem yaşıyor, hem de cihana yaymaya çalışıyorlardı.

92