Yine O, son anlarını yaşadığı zaman diliminde, ufûle yüz tutmuş bir güneş gibi başını Hz. Âişe’nin (radıyallâhu anhâ) dizlerine koymuş ve gözlerini Mele-i A’lâ’ya dikmişti. Çok yorgun ve ukbâ televvünlüydü. Ara sıra bayılıp kendinden geçiyor.. başından bir kova su döküyorlar, yeniden kendine geliyor ve gözlerini açıyordu. Gözlerini açar açmaz da ilk sorduğu şey: “Cemaat, namazı kıldı mı?” oluyordu.11
Evet, O, namaz diye diye yaşamış ve namaz diye diye vefat etmişti. Cemaat de namaz diyordu. Namaz düşünüyordu ve namaz duygusuyla dopdolu yaşıyordu. İşte her yönüyle kudve bir insan, her yönüyle mükemmel bir imam, muhteşem bir reis, âdil ve sabırlı bir devlet başkanı!..
Allah Resûlü’nün mütevazi yaşantısı ve her mevzuda ashabıyla beraber olması, irşad adına gözden ırak tutulmaması gereken önemli hususlardandır. Mescit mi yapılacak, O herkesle beraber kerpiç taşır; hendek mi kazılacak, elinde manivela taş kırar ve arkadaşlarına yardımcı olurdu.12 Evet, O, “İnsanlardan bir insan olun!” buyurur ve bunu da fiilen yaşardı.
İnsanları dünyaya karşı zahit olmaya davet etmişse, bu mevzuda kendisi herkesten ileri olmaya çalışırdı. Bazen O’nun evinde, aylar geçerdi de, çorba pişirmek için bir ocak yanmaz13 ve üzerinde uzanıp istirahat edeceği bir yatak bulunmazdı.14
O, harama karşı da herkesten daha titizdi. Hz. Hasan (radıyallâhu anh) ağzına sadaka hurmalarından birini alınca çok heyecanlanmış ve hemen koşarak onun ağzından hurmayı çıkarıvermişti.15 Hâlbuki Hz. Hasan (radıyallâhu anh), o gün beş-altı yaşlarında bir çocuktu. Ama sadaka, hem Allah Resûlü’ne, hem de O’nun soyundan gelenlere haramdı.
Dipnotlar
- 11 Buhârî, ezân 51; Müslim, salât 90.
- 12 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/381; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 2/66; el-Vâkıdî, Kitâbü’l-meğâzî 2/445-447.
- 13 Buhârî, hibe 1; Müslim, zühd 28.
- 14 Buhârî, rikak 17; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/73.
- 15 Buhârî, zekât 60, cihâd 188; Müslim, zekât 161.