“Ümmetim hakkında en çok korktuğum; ağzı güzel laf yapan münafıklardır.”3
Bu nurlu ve onurlu beyanı duyan bir kalbin titrememesi düşünülemez. Zira insan hangi pozisyonda olursa olsun, zaman zaman diğer insanlara bir şeyler anlatma, takdim etme ihtiyacını duyacaktır. Bu itibarla bu ve benzeri tehditler aslında irşad ve tebliğin yozlaştırılmasını önleyecektir.
Bu hususta birçok tehdit unsuru olmasına rağmen, yine de yozlaşan ve nifak vadilerinde dolaşan kimselere sıkça rastlanmaktadır. Bu tipler gazete sütunlarında, tv ekranlarında durmadan laf üretirler; ancak hareket ve davranışlarıyla daha çok dinsizlere benzerler. Dinden, imandan ve Kur’ân’dan bahsetmektedirler; ne var ki alınları secdesiz ve kirli, yürekleri de samimiyetsiz ve netamelidir. Zavallı ruhlar! Bilmezler ki dinin yüzde doksanı ferdin kendisiyle alâkalıdır. Fert bunlara dikkat etmediği takdirde, ya kuru bir lafazan veya koyu bir diyalektikçi sayılır.
Kur’ân-ı Kerim, irşad adamının temel vasıflarını sıralarken bu arada, münafığın hususiyetlerini hatırlatmayı da ihmal etmez. Zira iyi bir mürşidin neyi yapması, nelere sahip olması ne derece mühimse, neyi yapmaması ve nelerden uzak kalması da o kadar ehemmiyet arz etmektedir. Zaten Kur’ân da, münafıkları tavsif ederken, mü’minleri bu vasıflardan uzaklaştıracak bir üslûp kullanır. O, bu hususta o kadar tahşidat yapar ki, münafıkları ta iç mülâhazalarına, derûnî hislerine ve niyetlerine kadar deşifre ederek gözler önüne serer. Hatta bazen boylarını poslarını, bazen de huylarını ve huysuzluklarını dile getirerek tarif eder. Meselâ şu âyetteki üslûba bakın:
وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُ أَنّٰى يُؤْفَكُونَ
Dipnotlar
- 3 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 1/22, 44; İbn Hibbân, es-Sahîh 1/281.