İçeriğe geç

İbn Mesud (radıyallâhu anh), Hz. Ömer devrinde Kûfe’de kaldı ve insan yetiştirdi. İmam Ebû Hanife’nin kendisi için: “Sahabiden geri değildir” dediği Alkame İbn Kays, Esved İbn Yezid en-Nehaî ve İbrahim b. Yezid en-Nehaî gibi tâbiînin dev âlimleri İbn Mesud’un hazırladığı iklimde yetişmişlerdi. Bilhassa, hulefâ-i râşidînden de hadis rivayetinde bulunan Alkame, ilmini büyük ölçüde İbn Mesud’dan almıştı. Kendisini dinleyenlerden biri, bir gün: “Kimden aldın bunları?” diye sorunca: “Ömer, Osman, Ali ve İbn Mesud’dan” cevabını vermiş, soruyu soran da: “Bah bah!” diyerek takdir etmişti.

Kûfe Mektebi’nin kurucusu olan İbn Mesud, Hz. Osman devrinde de bir süre Kûfe’de kaldı. Bilâhare, hakkındaki asılsız bir şikâyet sebebiyle tahkik için Medine’ye çağrıldı. Artık yaşlanmıştı ve tekrar Kûfe’ye dönmek de istemiyordu. Günleri Medine’de geçerken, bir gün bir adam koşarak geldi ve: “Bu gece Resûlullah’ı rüyamda gördüm. Sen, yanında oturuyordun. Seni yanına çekti ve “Benden sonra sana çok cefa ettiler, gel gayrı!” buyurdu. Sen de: “Evet yâ Resûlallah, gayrı bundan sonra Medine’den ayrılmayacağım cevabını verdin.” dedi. Aradan birkaç gün geçti ve Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) Medresesi’nin bu ilk ve mümtaz talebelerinden ve İslâm’ı ilk kucaklayan beş-altı kişiden biri olan İbn Mesud (radıyallâhu anh) hastalandı. Uhud’da, Hendek’te, bütün meşâhidde beraber bulunduğu, iki kıbleye birlikte namaza durduğu Hz. Osman ziyaretine geldi ve aralarında şu konuşma geçti:

-Herhangi bir şikâyetin var mı?

-Çok şikâyetçiyim.

-Neden şikâyet ediyorsun?

-Allah’a giderken, günahlarımdan.

-Bir arzun var mı?

-Allah’ın rahmetini arzuluyorum.

-Sana bir tabip göndereyim mi?

496