Goldziher, Ahmed Emin, Ebû Reyye, Ali Abdürrezzak gibi hakikati ters yüz etmeye çalışanlar, asla bir hadis kitabı olmayıp, edebiyatta ve bir dereceye kadar yorumda kendisine müracaat edilebilecek olan İkdü’l-ferîd’i kaynak göstermektedirler. Her şeyden önce bu zatlara, neyin nerden nakledilmesi gerektiğini öğretmek lâzımdır. Gariptir, bu zatlar, İbn Kesîr’in de el-Bidâye ve’n-Nihâye’sinde, Ebû Hüreyre’yi Hz. Ali’nin karşısında, Hz. Muaviye’nin yanında gösterdiğini ileri sürmektedirler. Oysa, İbn Kesîr, bu kitabında, onların iddialarının tam tersini söylemektedir; Ebû Hüreyre’nin Emevi taraftarı olması şöyle dursun, aksine bir bakıma onların başlarının belâsıydı.55 Abdülmelik’in babası Mervan’ın karşısına dikilir ve gözünün içine baka baka: هَلَكَةُ أُمَّتِي عَلَى يَدَيْ غِلْمَةٍ مِنْ قُرَيْشٍ“Ümmetimin helâki, Kureyş’ten birkaç gencin elinden olacaktır.” hadisini rivayet eder, Mervan’ın: “Kimlerin elinden olacaksa, Allah’ın lâneti üzerlerine olsun!” sözüne de: “İstersen ben, ismi, cismi, şekli ve şemâilleriyle onları size gösteririm.” derdi.56
Yine sokaklarda gezer ve: اَللّٰهُمَّ لَا تُدْرِكْنِي سَنَةَ سِتِّينَ “Allahım, beni 60. yıla (yani çoluk çocuğun emirliği zamanına) çıkarma!”57 diyerek dua ederdi. Onun bu dileği, o kadar meşhurdu ki, Ebû Hüreyre’yi gören herkes, aynısını mırıldanırdı. Allah, Ebû Hüreyre’nin bu duasını kabul buyurmuş, bu şanlı sahabiyi, Hicret’in 59. senesinde vefat ettirmişti ki, 60. sene de ümmetin başına çoluk çocuktan Yezid geçmişti.