Ebû Hüreyre, beş binin üstünde hadis rivayet etmiştir. Bu hadisler, bir kitap hâlinde toplandığında, Kur’ân’ın bir buçuk katı kadar bir hacme ulaşır. Kur’ân-ı Kerim’i altı ayda, hatta daha kısa bir sürede hıfzeden çok insan vardır. Resûlullah’ın yanında dört yıl kalan, hafıza ve zekâ kahramanı ve Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) duasına mazhar olmuş bir sahabinin, bu kadar hadisi ezberleyemeyeceğini iddia etmek, o sahabiyi -hâşâ- ahmaklıkla itham etmek olur. Sonra, rivayet ettiği bütün hadisler, bizzat Resûlullah’ın ağzından işittikleri değildir. Kendisinden bazı sahabiler hadis aldığı gibi, o da, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Fazl, Übey b. Ka’b ve Hz. Âişe Validemiz gibi (Allah hepsinden razı olsun) sahabilerden hadis almış ve rivayet etmiştir.
Kaldı ki Ebû Hüreyre, ta kendi zamanında bile denenmiştir. Mervan, Ebû Hüreyre rivayette bulunurken, bunların yüzlercesini kâtibine gizlice yazdırmış ve ertesi sene, Ebû Hüreyre’den aynı hadisleri rivayet etmesini istemiş, Ebû Hüreyre de, “Bismillâhirrahmânirrahîm” diye başlayıp aynı hadisleri kelimesi kelimesine tekrar etmiştir.60
Ta o zaman Ebû Hüreyre’yi imtihana çekenlerin payına mahcubiyet düştüğü gibi, bugün de, ve gelecekte de, bu şerefli sahabiye, sünnetin bu mühim direğine söz söyleyen ve söz söylemek isteyenlerin de payına sadece mahcubiyet düşecektir.
b. Hıbrü’l-Ümme: Abdullah İbn Abbas