İçeriğe geç

Zâhir ve bâhir keramet sahibi idi İbn Mesud. Bunlardan bir tanesi, zayıf bir rivayete dayanan ve Mekke’de işkence görürken birdenbire kayboluvermesidir. Allah Resûlü, ona: اِبْنُ أُمِّ عَبْدٍ derdi. Yine: “Kim yeni indiği gibi Kur’ân-ı Kerim’i okumak isterse, onu İbn Ümm-i Abd’in kıraatı üzere okusun.”80 buyururdu. Bir defasında, yine Allah Resûlü kendisine: “Bana Kur’ân oku, dinleyeyim.” buyurmuş: “Yâ Resûlallah, Kur’ân sana inmişken, onu sana ben mi okuyacağım?” cevabını verince de, Allah Resûlü: “Başkasından dinlemek daha çok hoşuma gider” demişti. Bunun üzerine de İbn Mesud, Nisâ sûresini başından itibaren okumaya başlamış, ta: فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هٰۤـؤُلَۤاءِ شَهِيدًا“Her ümmeti şahidiyle, (peygamberleriyle haşredip) getirdiğimizde, seni de bunların başında (seni kabul edip etmemelerine karşı) şahit olarak getirdiğimiz gün, nasıl bir gün olacaktır o gün?”81 âyetine gelince, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) gözleri dolmuş, kalbi duracak hâle gelmiş ve eliyle işaret ederek: “Kes artık, yeter.” demişti.82

İbn Mesud, fizik olarak çelimsiz bir insandı. Bir gün Allah Resûlü adına bir iş için ağaca çıktığında, orada bulunanlar bacaklarına bakarak gülümsemişler, bunun üzerine de, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Bu bacaklar, yarın mizanda uhrevî hesap itibarıyla Uhud Dağı’ndan daha ağır olacaktır.”83 buyurmuşlardı. Kendisini muallim ve bir nevi defterdar olarak Kûfe’ye gönderdiğinde Hz. Ömer’in Kûfelilere yazdığı mektupdaki ifadeleri unutulacak gibi değildir. “Ey Kûfeliler!” diyordu mektubunda Hz. Ömer (radıyallâhu anh): “Eğer sizi nefsime tercih etmeseydim, İbn Mesud’u size göndermezdim.”84

495