Hz. Ebû Hüreyre, Medine’ye geldiğinde, Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hayber seferindeydi. Bu itibarla da Ebû Hüreyre, hemen Hayber’e koşmuş ve en seri şekilde Efendimiz’e mülâki olmuştu. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine adını sormuş, “Abdüşşems” cevabını alınca da: “İnsan ayın, güneşin kulu olamaz; sen Abdurrahman’sın.” diyerek, adını “Abdurrahman” koymuştu. Ama o, daha çok Ebû Hüreyre diye mâruftu.
Bir gün, Allah Resûlü onu kucağında taşıdığı kedilerle görünce, ona “Ebâ Hirr” (kedi babası) diye hitap etmişti ki, ondan sonra hep Ebû Hüreyre diye anıldı. O da, daha çok “Ebû Hirr” diye anılmayı severdi. Zira, fakir, mütevazi ve bir mahviyet insanı olarak o, kendine en çok yakıştırdığı, “kedi babası” tabiriydi. Ayrıca, Resûlullah, sevdiği bir anda, sevdiği bir noktada ona “Ebû Hirr” demişti o da kendisinin bu adla çağrılmasını istiyordu.38 Sırf bu bile, onun Resûlullah’a ne derece bağlı olduğunu göstermeye yeter.