İçeriğe geç

“Biz, bu işe öyle bir zamanda sahip çıktık ki, yiyecek bir şey olmadığından ağaç yaprakları yer ve koyunların tersi gibi ıtrahatta bulunurduk. Bir gece o kadar açtım ki, idrarımı yaptığımda, idrarın topraktan çıkardığı sesle, yenecek bir cisim var gibi geldi bana. Elimi attım ve bir deri parçası buldum. Yıkadım, azıcık ısıttım ve ağzımda çiğnedim. O bana yirmi dört saat yetmişti. Biz, İslâm’a o günlerde sahip çıktık. Şimdi, falan oğulları kalkmış, ‘Sa’d, namaz kılıyor, namazında tadil-i erkân yok, huşû, hudû’ yok, Allah’a karşı teveccüh yok.’ diyorlar…”52

Ve Sa’d İbn Ebî Vakkas (radıyallâhu anh), bir daha da Medâyin’e dönmek istememişti. Evet; Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh), azledilmekte de, vazifesine geri dönmek istememekte de tek değildi.

ab. Hz. Ali, Hz. Osman ve Ebû Hüreyre

Bazılarının iddia ettiği gibi, ne Hz. Osman, ne de Hz. Ali, Ebû Hüreyre’nin karşısındaydı. Vâkıa bir gün Resûlullah’tan “Halîlim” diye bahsedince Hz. Ali kendisine: “Resûlullah ne zaman senin halîlin oldu?”53 demişti ama, bu, Hz. Ali’nin safvet, samimiyet ve ihlâsının, böyle bir sözü Alice tevfik edememesinden ileri gelmişti.

Bir insanın, sevdiği bir kişi hakkında “Halîlim” demesinde yadırganacak bir şey yoktur. Ayrıca, Hz. Ali (radıyallâhu anh) gibi, sâbıkûndan daha sâbık olan ve hane-i saadette yetişen birisi, bunu Ebû Hüreyre’ye söyleyebilirdi. Emsal arasında konuşulabilir bu; ama, aşağıdan birisinin Ebû Hüreyre’yi ta’n etme maksadıyla söylemesi asla doğru olamaz. Sonra, bunu Hz. Ali’nin Ebû Hüreyre’ye ta’nı olarak görmek de, neyin ta’n olduğunu, neyin ta’n olmadığını bilmemek gibi bir şey.

ac. Emeviler ve Ebû Hüreyre

483