Hz. Ömer, kendisini çok severdi. Bahreyn’e vali tayin etmişti.. ancak daha sonra azletmiş ve yerine başkasını göndermişti. İhtimal, sebebi de, ticaret yapıp bugünkü bir fakirin seviyesinde sermaye sahibi olmasıydı. O gün, valiler, idareciler, halifeler sermaye sahibi olamazdı. Matarasını sopasının ucuna takıp da tayin olunduğu vilayete giden ve aynı şekilde dönen valiler çoktu. Zaten, aksi davrananlar geriye çekilir ve icabında azledilirlerdi. O, bu ufacık sermayesini şüphesiz irtişâ, iltimas ve irtikâbla toplamamıştı. Suçsuzluğu anlaşılınca Hz. Ömer, kendisini makamına iade etmek istemiş ise de Ebû Hüreyre: “Bana bu kadarlık emirlik yeter!” deyip, kabul etmemişti.51
Hz. Ömer, yalnız Ebû Hüreyre’yi değil, Sa’d b. Ebî Vakkas gibi, Aşere-i Mübeşşere’den bir zatı ve Umeyr İbn Sa’d gibi, sahabenin önde gelenlerini de vazifeden almıştı. Hatta, Medâyin halkı, valileri Sa’d b. Ebî Vakkas’tan: “Namazı tadil-i erkâna riayet etmeden kıldırıyor.” diye şikâyette bulununca, Hz. Ömer, İran fatihi bu büyük sahabiyi sorguya çekmiş, bunun üzerine Sa’d b. Ebî Vakkas dolmuş, hüzünlenmiş ve: “Bunlar mı bunu bana diyor?” demiş, sonra da geçmişinden bazı şeyler anlatma lüzumunu duymuştu: