Ve, Allah Resûlü, bu meseleyi de ışıklar saçan fetanetiyle gayet rahat bir şekilde çözüvermişti. Nitekim, daha önce bu hâdiseyi nakletmiş ve Efendimiz’in risaletine bir delil olduğunu hatırlatmıştık.. burada da aynı şeyleri söylememiz mümkündür.
Allah Resûlü, sadece ensarı içine alan bir toplantı tertip etti. Bu toplantıya ensardan başka kimse alınmadı. Ayrıca, bu toplantının yapılış keyfiyeti ve toplantıda söylenen sözler ensar üzerinde öyle müspet bir tesir yapmıştı ki Allah Resûlü: “İstemez misiniz, herkes evine koyun, keçi ve deveyle dönerken, siz Resûlullah’la dönesiniz?” dediğinde, bütün ensar sevinçten gözyaşlarını tutamamış ve ağlamıştı.3
O’nun bu korkunç müşkillerin altından rahatlıkla kalkması, bir kısım sırlı mülâhazalara, değişik güç kaynaklarına havale edilmemelidir. Zira O, başka değil, sadece bir nebiydi.
Burada, müsaadenizle bir hususu tekrar etmek istiyorum: O, fitneye, nifaka, şikaka açık bir cemaat içinde zuhur etmişti.. toplum, problemli bir toplumdu ve O’na her gün bir sürü çözümü zor problem geliyordu. O da bütün bunları, Bernard Shaw’un da itiraf ettiği gibi ayağını ayağının üstüne atıp kahve içme kolaylığı içinde bütün müşkilleri hallediyordu.. ve şu insafa açık olmayan bir ruhun şu insaflı sözüne bakın: “İnsanlık, üst üste problemlerin yığıldığı şu dönemde her zamankinden daha çok Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) ihtiyacı var.”
Bernard Shaw, bu ifadeleriyle, Allah Resûlü’nün, bütün problemleri nasıl rahatlıkla hallettiğine âdeta büyülenmiştir. O bu sözüyle bir hakikati itiraf ediyordu. Bu kadarcık itirafının, onun gözünü açmasını çok arzu ederdim. Zira benim Efendim’e karşı o kadar olsun kadirşinaslık hissi içinde bulunmuştu. Ebû Talib için dahi aynı şeyi düşündüğümüze göre bu mülayemetin mazur görüleceğini umarım.
3. Hicret Problemi