İçeriğe geç

İkinci mesele ticaretti. Allah Resûlü gördü ki Medine’de ticarî hayata Yahudi ve Hıristiyanlar hâkim.. bu sultayı aşmak için emir verdi ve Müslümanların çarşı-pazarını ayrı bir yerde kurdurdu.8 Bundan böyle Müslümanlar alışverişlerini kendi çarşılarında, kendi pazarlarında yapacaklardı. Bu hem Müslümanların, ticaretin içine girerek güçlenmelerini hem de onların kendi pazarlarını kurmalarını sağlayacaktı. Bu arada, gayrimüslimlerin pazar hâkimiyetlerine de son verilecekti. Yeni bir pazar kuruldu. Ve Müslümanlar birbirinden alışveriş yapmaya başladılar. Megâzî yazarları, şunu naklediyorlar: “Çok az zaman sonra, Yahudi, Medine çarşı ve pazarında ticaret yapamaz oldu.”

Evet, Müslüman pazarında artık Müslümanlarla kimse rekabet edemiyordu. Zaten, Allah’ın istediği de bu idi. Müslüman tâbi olmayacak, dahîl olmayacaktı…

Evet, bize başkaları emir verecek, başkaları evirip-çevirecek ve başkalarına sığınacak, başkalarına dehalet edecek ve “Benim şu meselemi hallet!” diyeceğiz; Allah (celle celâluhu), inananların böyle bir şahsiyetsizliğe düşmesine razı olmaz. Mü’min kendi olmalı, kendi ayakları üzerinde durmalı, kendi ayaklarıyla yürümeli, kendi elleriyle tutmalı, kendi gözleriyle görmeli, kendi düşünceleriyle konuşmalıdır; kendi fikirlerine göre yaşamalı ve mutlaka kendi orijinini muhafaza etmelidir. Medine’de Allah Resûlü de işte bunu tesis etmiştir.

b. İlk Anayasa

Efendimiz Medine’ye teşrif eder etmez bir beyanname neşrediyor.9 Hukukçular, Allah Resûlü’nün Medine’ye gider gitmez, ayağının tozuyla hazırladığı bu beyannameye “Allah Resûlü’nün Anayasası” diyorlar. Daha sonra İnsan Hakları Beyannamesi’nde ve hatta bizde, Tanzimat Fermanı’nda anlatılan şeylerin çoğu bu mukavelede mevcuttur.

96