İçeriğe geç

Bu münasebetle, bir zayıf rivayetle şu hâdiseyi naklederler: Allah Resûlü, Hz. Ömer’i çağırır ve Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) hakkındaki fikrini sorar. Ömer cevap verir: “Yâ Resûlallah! Âişe kat’iyen pâk ve temizdir.. ona iftira atılmıştır.” Allah Resûlü, nereden bildiğini sorunca da şu cevabı verir: “Ey Allah’ın Resûlü, sen bir gün namaz kılıyordun. Sonradan öğreniyoruz, haberin olmadan takunyanın bir kenarına biraz pislik sıçramış.. ve sen bu vaziyette namaza durunca, hemen Cibril (aleyhisselâm) gelip durumu sana haber veriyor ve ‘Takunyalarını çıkar!’ diyor. Şimdi, senin takunyana sıçramış küçük bir pisliği Cenâb-ı Hak, sana haber verir, seni ondan temizler de -hâşâ- böyle bir cürüm işleyen kadını sana hiç mahrem eder mi? Hayır, yâ Resûlallah! Muhakkak Cibril (aleyhisselâm) gelecek ve Âişe’nin ne derece afif bir kadın olduğunu sana haber verecektir.”

Evet Allah Resûlü: مَا نَدِمَ مَنِ اسْتَشَارَ“İstişare eden pişman olmaz.”17 demiş, Ömer’le de istişare etmişti. Böyle bir istişare O’na bir şey kaybettirmezdi.. ettirmedi de. Kendisine bir şey kaybettirmediği gibi Ömer’i de yeniden bir kere daha kazandırıyordu. Evet, Allah Resûlü kendi çömezleri ile istişare ediyor ve onların fikirlerine müracaatta bulunuyordu. Tabiî ki kazanan yine kendileriyle istişare ettiği insanlar oluyordu; çünkü Allah Resûlü bu hâliyle de yine onlara bir ahlâk dersi veriyordu. Zaten bizzat kendisi: “İstişare eden hüsrana uğramaz.” buyurmuyor mu?

105