İçeriğe geç

Evet, önemli olan şey, hezimetin zafere dönüştürülmesidir. Hani, Türk Milleti için batının söylediği bir söz var ki: “Her milletin müdafaadan ümidinin kesildiği yerde bu milletin taarruzu başlar.” derler. Aslında bu söz, hakikî Müslümanlar için söylenmiş ve her zaman geçerliliğini koruyan bir sözdür. Her milletin müdafaadan ümidinin kesildiği yerde Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) taarruzu başlıyor ve taarruz, üst üste birikmiş problemleri bertaraf ediyor; mü’minlerin kalbine iman ve ümit saçıyor, münafıkları da yeniden yeise gark ediyordu. İştihası kabaranların iştahlarını kursaklarında bırakıyor, kırık gönülleri ümitle şahlandırıyor ve evet, işte bir kere daha Müslümanlar zaferyâb olarak Medine’ye dönüyorlardı. Müşkilküşâ, problem çözen Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem) için ne dersiniz bunları duyduktan sonra? Elbette “Muhammedün Resûlullah” diyeceksiniz…

b. Meşveret

Allah Resûlü, karşılaştığı problemlerin bazılarını da meşveretle çözüyordu. Aslında O, meşveretle, önemli bir esası temellendirmek istiyordu. Kendisi meşverete muhtaç değildi; fakat kendisinden sonra İslâm âlemini temsil edecek kimseler her zaman meşverete ihtiyaç duyacaklardı. Evet, kendisi ilâhî te’yidat ile müeyyed bir insandı. Cenâb-ı Hak, hiçbir meselede O’nu yalnız bırakmamıştı. Karnı ağrısa, melek gelir bir deva ilham eder, dişi ağrısa, Cibril (aleyhisselâm) hemen dermanını fısıldardı. O, melekût âlemiyle böyle iç içe yaşıyordu, ancak O, meşverete de çok ehemmiyet veriyordu. Bu da O’nun fetanetinin ayrı bir yönü, ayrı bir buuduydu.

Kendisinden asırlar sonra “şûrâ” devlet idarelerinde kaçınılmaz bir sistem hâline getirilecekti ve getirildi de. İslâmî idare, şûrâya açık olduğundan dolayı, o müthiş vüs’ati, esnekliği ve çağları kucaklama evrenselliğiyle, birbirinden farklı bütün devirleri aştı ve geldi günümüze ulaştı.

ba. Meşveretten Bir Kesit

İşte bazı misaller:

103