İçeriğe geç

İşte böyle bir durumda Hz. Yusuf, bir o kadar daha büyür insanın gözünde. Evet, bir hikmet, bir iffet âbidesi gibi müşâhede ederiz onu; çok açık teklifler karşısında, başında kar taneleri ve çiğ düşmüş gibi o kadar ak ve berrak tabiatıyla şöyle dediğine şahit oluruz: “Ben, Allah’a sığınırım!” Evet, bir nebideki Allah korkusu, namus mülâhazası ve iffet düşüncesi işte bu enginliktedir.

Evet, onun her davranışı peygamberliğe ait ayrı bir derinliği ifade eder. Meselâ o, hapishanede o incelerden ince davranışları ile âdeta hep hikmet kanaviçeleri örer.

Bir iftira yüzünden hapse girmiştir. Orada melike ait bir rüyayı tevil eder. Tevil, melik tarafından isabetli ve hakîmane bulunur. Bunun üzerine, hapse bir adamını gönderir ve “Onu bana getirin!” der. Ancak o iffet âbidesi, kendisini almaya gelen elçiye, “Efendine dön.. ve ‘Ellerini kesen kadınların zoru neydi?’ diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilendir.”59 karşılığını verir. Yani Hz. Yusuf bu sözleriyle, melike şu mesajı göndermiştir: “Ben bir iftira neticesi hapse girdim. Böyle bir şeyin bir daha tekerrür etmesini istemem. Mesele tahkik edilsin. Suçlu ya da suçsuz kimmiş, her yönüyle açığa çıksın.”

İşte Nebiler Serveri İnsanlığın İftihar Tablosu, iffet âbidesi Hz. Yusuf’un bu tavrını tebcil ve takdir sadedinde: “Hz. Yusuf –sabır ve hikmet insanı– hapisten hemen çıkmadı. Bana çık denseydi, o dakikada çıkardım.”60 buyurarak onu takdir eder. Nihayet yapılan tahkikat sonucu kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” derken Zeliha da, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden kâm almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğruyu söyleyenlerdendir.”61 diyerek suçunu itiraf eder.

204