İçeriğe geç

Evet, bu sızlanış, niyaz edalı bir iç çekiştir. O, aç ve susuzdur. Kendisini tehdit eden bir toplumdan kaçıp oraya gelmiştir ve bir melce aramaktadır. İhtimal, dağarcığında yiyecek bir ekmek bile yoktur. Ve işte bu ruh hâleti içinde biraz nazlı, biraz da niyazlı Mevlâsına yalvarır: “Ben şu anda göndereceğin hayırlar açısından gerçekten çok fakirim.” der. Yani “Hususî ihsanına muhtaç ve bu çöllerde aç, susuz, bîilacım.” diye içini döker.

Bütün bunları Hz. Musa, yani müteheyyiç bir gönül ve kavminin hususî karakterinin televvünlerini de taşıyan bir İsrail peygamberi söylemektedir! Ve her şey fevkalâde yerindedir. Şimdi bu Nebi’yi Kur’ân âyetlerinde takip ederek onunla birlikte Tur dağına çıkıverin; orada da yine aynı tavır ve üslûpta şunları ifade edecektir: “Musa, tayin ettiğimiz vakitte Bizim ile buluşmaya gelip de, Rabbi ona konuşunca: ‘Rabbim, bana görün, Sana bakayım!’ dedi. (Rabbi) buyurdu ki: ‘Sen Beni göremezsin, fakat dağa bak, eğer o yerinde durursa, sen de Beni görürsün!’ Rabbi dağa görününce onu darmadağın etti ve Musa da baygın düştü. Ayılınca da: ‘Sen yücesin, Sana tevbe ettim, ben (bu konuda da) inananların ilkiyim!’ dedi.”56

Mîkat için Tur’a çıktığında, “Rabbim, bana görün, Sana bakayım!” diyor. Bunu şanı yüce, büyük bir nebi söylüyor..! Her Nebi, Mevlâ’nın gönderdiği şeylere bilâ kayd u şart rızadâde olmuştur. Ama o, benzer bir dilekte bulunan kavminin peygamberi olarak, o kavimde var olan ruh hâletiyle ve maddeciliği kırma niyetiyle, tabiî biraz da iştiyaktan ötürü böyle söyler.

198