Başka bir âyette ele alındığı gibi peygamberin bütün ceht ve gayretine rağmen, gönüllerinde zerre miktar bir erime, yumuşama ve uyanma olmayan bu putperest cemaat, küfür ve inat içinde kaba bir tabiat sergileyerek şöyle demişlerdi:قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَۤا إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ“Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bunda da çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getiriver.”7
Kabalığa bakın ki, “cihad ettin, emr-i bi’l-mâruf yaptın.” demiyorlar da, “cidal ettin, diyalektik yaptın, polemiğe girdin” diyorlar.. evet, “Hakk’ı anlattın, doğru olanın dellalı oldun” demiyor da, “cedel yaparak bizi iğfal etmek istedin” demeye getiriyorlar. Dahası فَأَكْثَرْتَ جِدَالَنَا sözleriyle, “bütün dehanı, cehd ve gayretini cidal yapma mevzuunda kullandın” deme saygısızlığında bulunuyorlardı.
Tabiat ve karakteriyle muannit bir cemaatin, iç âlemini ifade bakımından ne mânidar! Ahiretten bahsediyorsun, Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vermeden söz ediyorsun, inanılmadığı takdirde başa gelecek belâ ve musibetlerden bahisler açıyorsun; onlarsa “Doğru söylüyor isen şayet, getir de görelim bu musibeti?” diyorlar. Demek ki, bunlar Allah’a da, peygamberlere de, ahirete de inanmıyorlar.
Biz bütün bunları, yukarıdaki şu bir-iki kelimelik âyetten anlıyoruz. Öyle ki, burada bir devir ve bir cemaatin, o muannit, o münkir, o küstah karakterinin nasıl tablolaştığını görmek mümkün. Tabiî bütün bunların karşısında da, Hakk’a ilticaı رَبِّ إِنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ“Rabbim, ben (zâhiren) yenik düştüm bana yardım et!” sözüyle sızlanan bir peygamber vardır.
Dipnotlar
- 7 Hûd sûresi, 11/32.