Şimdi, Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm) karakter ve ismetini anlatırken, ona isnat edilen bu üç yalandan, daha doğrusu üç târizden bahsetmek uygun olacaktır. Bir peygamberin yalan söylemesi, onun ismetine ve güvenilirliğine zıttır. Evet, “Yalan, bir lafz-ı kâfirdir.” ve imanla meşbû sinelerde de kat’iyen barınamaz.
Bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz: “İbrahim, (bütün hayatı boyunca) üç kezibde bulundu.”29 buyururlar. Buradaki “kezib” yalan anlamına gelebileceği gibi, “târiz” mânâsına hamledilmesi de mümkündür. Gerçi bu mânâyı, lügat açısından söylememiz tekellüflü görülebilir. Ama neticede anlatılmak istenen, mânâ bakımından yerindedir. Zaten mevzuu izah esnasında bu husus açıkça da görülecektir.
İfadeye çok dikkat etmek gerekir. Evet, Hz. İbrahim için “Yalan söyledi” denemeyeceği gibi, “kezib” tabiri de lügat mânâsı kastedilerek söylenemez. Bunlar ilk bakışta hilâf-ı vâki gibi göründüğü hâlde, biraz dikkat edilince vâkıa mutabık sözler olduğu anlaşılacaktır ki, biz bu gibi sözlere “târiz” diyoruz.
Şimdi bu hususu biraz daha açalım: Yalanın cereyan zeminlerinden biri de hiç şüphesiz mizahtır. Efendimiz de mizah yapmıştır ama O’nun kullandığı malzeme hep doğru beyan türünden olmuştur. Meselâ, Hz. Enes’e “Ey iki kulaklı!”30 demiştir ki, zaten Enes’in (radıyallâhu anh) iki kulağı vardı.
Bir başka defa yanına gelen bir kadına “Ey kocasının gözünde ak bulunan!” deyince, kadın; “Yâ Resûlallah, benim kocamın gözünde ak yok!” karşılığını vermiş, Allah Resûlü de “Her insanın gözünde ak olur.”31 diyerek, latif bir latifede bulunduğunu ortaya koymuştu.
Dipnotlar
- 29 Buhârî, enbiyâ 8, nikâh 12; Müslim, fezâîl 154.
- 30 Tirmizî, menâkıb 45; Ebû Dâvûd, edeb 92.
- 31 el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 3/129; el-Irâkî, el-Muğnî an hamli’l-esfâr 2/796.