İçeriğe geç

O, müşriklerin putlarını teker teker kırdıktan sonra, baltayı en büyük olanın boynuna asmak ve müşriklerin dikkatlerini onun üzerine çekmekle, şüphesiz onlarla olan mücadelesinde ve bilhassa daha sonra söyleyeceği şeyler adına ciddî bir fetanet örneği sergilemişti.

Müşrikler geri döndüklerinde, putların perişan hâlini görür, merak ve biraz da öfkeyle; “Ey İbrahim! Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın?” diye sorarlar. Hz. İbrahim de; “Belki o yaptı!” der ve sözün burasında biraz duraksar. Zaten Kur’ân-ı Kerim’de de بَلْ فَعَلَهُ“Belki o yaptı!”40 sözünün üzerinde vakıf vardır. Yani, okurken sözün burasında durulacak demektir.

Hz. İbrahim (aleyhisselâm) onlarla konuşurken “o” zamiriyle, esasen kendisini kastediyor, belki de o anda kendisine işarette bulunuyordu. Fakat öyle bir söz ustalığı ve sanatı sergiliyordu ki, onların dikkatlerini doğrudan büyük puta çekiyordu. İki ayrı cümle söylemiş, fakat telaffuzda onları tek cümle hâlinde ifade etmişti. Böylece muhataplar, kelâm içindeki gizli inceliği kavrayamamışlardı.

Evet, “Belki o yaptı” cümlesi iki şekilde anlaşılabilecek hususiyetteydi. Evvelâ müşrikler, baltayı büyük putun boynunda görmüş ve Hz. İbrahim’e kimin yaptığını sormuşlardı. Hz. İbrahim de, “Belki o yaptı, işte büyükleri!” deyince, ifade etmeye çalıştığımız “târiz-i kelâm” sanatı ile cevap vermiş oluyordu. Birinci, yani “Belki o yaptı!” cümlesiyle kendisine işaret ediyordu. “İşte büyükleri!” cümlesiyle de büyük putu gösteriyordu. Yani yaptığı, bir târiz-i kelâmdan ibaretti.

186