İçeriğe geç

Bir başka gün kavmi onu kıra gitmeye davet eder. O ise, hastalık bahanesiyle gitmez. “Yıldızlara bir göz attı: ‘Ben hastayım!’ dedi.”26 âyetleri, onun yıldızlara bakıp “Hastayım” dediğini; devam eden âyetler de (90-93), kavmi ayrılıp gidince, oradaki büyük put hariç, bütün putları kırıp sonra da kavmine bir ders vermek maksadıyla kenara çekilip beklemeye durduğunu ifade ederler. Kavmi kırdan dönünce, putlara yapılanları görüp dehşete kapılırlar. Öfke ile birbirlerine, “Kim yaptı, hangi zalim putları bu hâle soktu?” diye söylenirken, içlerinden bazıları tarafından Hz. İbrahim suçlu görülerek insanların bulunduğu meydana getirilir. “Bunları sen mi yaptın ey İbrahim?” derler. O ise, bir nebiye yakışır vakar ve ciddiyet içinde: “Belki o yapmıştır.. işte büyük put da şurada, sorun ona, gücü yetiyorsa söylesin!”27 deyiverir.

Bu kısacık cümle öyle hikmet ve hüccetlerle bezenmiş bir “sehl-i mümteni”dir ki, insan aklı bütün mantık oyunlarını kullanarak, putların mâbud olamayacaklarını ifade için ne söylerse söylesin, yine de bu kısa cümlecikte şu iki beyan kadar veciz olmayacaktır.

Evet, daha başta “İhtimal o yaptı; işte büyük put da şurada!”28 mânâsına بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هٰذَا der ki, bu sözün haddizatında yalana da ihtimali vardır. Ancak nebi ağzından yalanın zuhuru söz konusu değildir. Evet, bir nebiye yalan isnat etmenin vebali ağırdır. Bu yüzden de bu sözü târiz-i kelâm olarak görmek daha uygundur.

Aslında, Hz. İbrahim’e ait üç târiz-i kelâm olduğu öteden beri bilinmektedir. Peygamberlerin ismetini nazara almayan bir kısım müsteşrik mantıklı kimseler, bu târizler hakkında ileri geri söz sarfetmişlerdir ama muhakkikînce, hep arz edeceğim mahmil ve daha başka yorumlar üzerinde durulmuştur.

180