Seni terbiye eden, kemale doğru sevk eden, esîr maddesinden atomlarını, atomlarından moleküllerini, moleküllerinden büyük mürekkepleri, hususiyle seni meydana getiren; anneden yumurtayı, babadan spermi halk eden.. ve sana, perde perde karanlıklar içinde yetişmen için zemin hazırlayan; havasız bir muhitte annenin solunumuyla sana hava aldıran, annenin aldığı besinlerle seni besleyen.. ve vücudunun artıklarını yine annenin kanıyla dışarıya atan; belli bir devreden sonra seni hayvanlardan ayırıp a’lâ-yı illiyyîn yoluna sevk eden.. ve hayvanları fıtratlarının hudutları içinde bırakan.. ve bunların verâsında umumî terbiyesiyle sana miraç yaptıran, maddî ve mânevî olgunluğa medar olsun diye İslâmî akidelerle kalbini mamur kılan; salih ameller ile de zâhir ve bâtınını nurlandıran; sana Hz. Muhammed Aleyhisselâm’a giden yolu gösterip O’nun terbiyesi altına girmeni temin eden; bunlardan da öte, sana O’nun zılli altında arşiyeler çizmeyi ihsan buyurup seni vilâyetin doruk noktasına çıkaran ve böylece seni terbiye etmek suretiyle sana Rab olduğunu gösteren Allah, daha işin başında senden söz aldı ve seni kendi nefsine şahit tuttu. “Siz şahit misiniz?” dedi.
“Benim Rab olduğuma, bu karmakarışık işleri Benden başkasının yapamayacağına, mebde ve münteha arasındaki dengeyi Benim kurup Benim koruduğuma, toprak gibi kesif bir maddeden, insan gibi, melekleri çok geride bırakabilecek Cennet sakinlerini ancak Benim yaratacağıma şahit misiniz?