İçeriğe geç
3. Bölüm

Üçüncü Bölüm Kader – İrade Ve Hidayet İlişkisi

Bizim tespit edebildiğimiz şekliyle hidayetin iki mertebesi veya çeşidi vardır:

Birincisi: Şeriat-ı fıtriye şartları içinde cereyan eden, cebrî hidayet.

İkincisi: İnsan iradesinin nazara alındığı hidayet.

1. ŞERİAT-I FITRİYE ŞARTLARI İÇİNDE CEREYAN EDEN HİDAYET

Her varlık, yaratılış ve fıtrat kanunlarına göre kendisi için takdir edilen hedef ve gayeye doğru giderken cebrî bir istikamet takip etmektedir. Buna ilâhî sevk demek daha uygundur.

İnsanın ilk yaratılışı, anne karnındaki ceninin bir rüşeym hâlinde gelişmesi ve embriyolojik safhalardan geçmesi işte hep böyle bir sevk ile cereyan etmektedir.

Umum mahlukat için de, maslahatları istikametinde devam edip duran böyle bir sevk ve insiyak günümüzde herkes tarafından bilinen bir mevzu. Buna tabiatperest ve maddeci zihniyet “İçgüdü” veya “Sevk-i Tabiî” diyedursun, bunun ilâhî bir sevk olduğuna vicdan dünyası ittifak hâlindedir. Zaten tevhid delilleri arasında saydığımız “Hidayet Delili” de –başlı başına müstakil bir mevzu olarak– bu şekilde cereyan eden sevk ve hidayetleri, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın varlık ve birliğiyle irtibatlandırmaktadır.

Zerrelerden kürelere kadar yani, atom çekirdeği etrafında dönen elektronlardan, gökyüzünde Mevlevî gibi dönen yıldızlara, galaksilere ve bütün gök cisimlerine kadar her şey bu sevk sayesinde kendisine düşen vazifeyi yerine getirmeye çalışmaktadır. Her şey, Allah karşısında matlup hâli alabilmek için, çizilen istikametten zerrece inhiraf etmeden varmak istediği hedefe doğru süratle koşar.

101