Kur’ân-ı Kerim bir hidayet kaynağıdır. Ondan ancak Allah’ın diledikleri istifade edebilir ve Kur’ân sadece onlar için bir hidayet vesilesi olur. هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ“Müttakiler için bir hidayet kaynağıdır.”15 denilmekle bu hakikate işaret edilmektedir. Kelimenin mânâ-i masdarî olmasından anlıyoruz ki, kul evvelâ müttaki olmaya çalışacak ve Kur’ân’dan istifade etme liyakatini ortaya koyacaktır ki, bu kula ait yöndür. Bu hususun Cenâb-ı Hakk’ın meşîetine bakan tarafı ise birkaç âyet aşağıda anlatılmakta ve şöyle denmektedir:
“İşte onlar Rabbilerinden bir hidayet üzeredirler.”16
Onlar ki gaybe inanmışlar, namaz kılmışlar, oruç tutmuşlar, zekât vermişler ve kendilerine gelen kitaba da kendilerinden öncekilere gelen kitaplara da inanmışlar ve ahireti tasdik etmişlerdir. Bu davranış onları müttaki olma seviyesine çıkarmış ve Allah (celle celâluhu) da onlar için hidayet dilemiş ve hidayet yaratmıştır.
d. Ve yine Allah (celle celâluhu), Peygamberine hitaben şöyle buyurur:
“Ey Habibim! İşte sana da buyruğumuzla Cebrail’i gönderdik. Sen kitap nedir, iman nedir, bilmezdin. Fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki, işler sonunda Allah’a döner.”17
Dipnotlar
- 15 Bakara sûresi, 2/2.
- 16 Bakara sûresi, 2/5.
- 17 Şûrâ sûresi, 42/52-53.