Kader, Cenâb-ı Hakk’ın ilminde eşyaya biçilen bir plan ve projedir. Bir şeyi bilmek ise o şeyi vücuda getirmek demek değildir. Meselâ, siz kafanızda bin tane binanın planını tutsanız, yüzlerce fabrikanın fizibilitesini tasarlasanız, bunlardan hiçbiri sırf kafanızda tuttuğunuzdan dolayı vücuda gelmez. Onların vücuda gelmesi için, irade ve kudrete ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, kafanızda tasarladığınız bina veya fabrikayı sadece siz bilirsiniz. Hayalen onun içinde dolaşır durursunuz ve hayalinizdeki en küçük bir kesinti de o fabrika veya o binayı ortadan kaldırıverir. Hatta muhayyileniz yardımını kestiğinden dolayı hiç düşünmemiş ve tasarlamamış gibi olursunuz.
Bir kere daha hatırlatalım ki, kader ilim nev’indendir. İlim ise daima maluma tâbidir. Yani bir şey nasılsa ve nasıl olacaksa öyle bilinir. Yoksa, malum ilme tâbi değildir. Durum böyle olunca, bizim ne yapacağımızı, iradelerimizi nasıl kullanacağımızı Cenâb-ı Hak biliyor ve takdirini de bildiği istikamette yapıyor. O’nun ilmi muhittir, her şeyi kuşatmıştır. –“Cenâb-ı Hakk’ın ilmine tâbidir.” şeklinde bir ifade kullanmak suiedeptir. Biz bu tabiri sadece meseleyi akla ve anlayışımıza yaklaştırmak için kullanıyoruz.–