İçeriğe geç

“Rabbin insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: ‘Evet, şahidiz.’ demişlerdi; ta kıyamet günü, ‘Bizim bundan haberimiz yoktu!’ demeyesiniz veya ‘Daha önce atalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, her işi boş olanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?’ dememeniz için (böyle yaptık).”35

Hani o zamanı hatırlayın ki, Rabbiniz, insanoğlundan bir söz almıştı. Hâlbuki insanoğlu o sırada babalarının sulbünde, sırtında ve babalarının kromozomlarında genler hâlinde yaşıyordu veya insanoğlu o devrede, ruhlar âlemindeki seyahatini sürdürüyordu. Daha henüz sperm âlemine, zerreler âlemine intikal etmemişti. Belki de bu söz ve misak alış, sperm bir tohum gibi rahm-i mâdere ekildiği ve orada her safhasıyla cenin teşekkül etmeye başladığı zaman, meleğin üflemesiyle olmaktadır. İnsanın mutlaka uğramak zorunda olduğu bu menzillerden birinde veya teker teker her birinde böyle bir söz alma-verme gerçeği bahis mevzuu olabilir ve bunun insandaki şahidi de vicdandır.

Âyette “Rabbin” denmesi ve burada özellikle “Rab” kelimesinin zikredilmesi çeşitli mânâları telmih içindir.

42