lur ne de sana cevap verilir)”; azığın haram, paran haram; dolayısıyla haccın da merduttur (makbul değildir).”65
Allah muhafaza böyle biri Kâbe karşısında “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk!” nidalarıyla etrafı inletse, Arafat meydanını gözyaşlarına boğsa ama üzerindeki ihramda haram bir kazancın tozu varsa ona verilecek cevap, “Sana bugün lebbeyk de yok sa’deyk de!” olacaktır ki ne acıdır! Kazanma kuşağında kaybetme diye işte buna denir.
Hak dostlarından biri şöyle der: “Bazen haram bir lokma ile kalb öyle bir değişir ve başkalaşır ki, bir daha eski hâlini alamaz. Günahlar kalbi katılaştırır ve özellikle gece kıyamına mani olur. Teheccüd namazıyla ve gece ibadetiyle karanlıkları aydınlatmanın önündeki en büyük engel haram lokmadır. Helal lokma da, başka hiçbir şeyin yapamayacağı şekilde kalbe müspet tesir eder ve onu cilalandırır; kalbi iyiliğe ve ibadete sevk eder. Kalblerini murâkabe halinde bulunduranlar, helal ve haram rızkın tesirlerini –İslâm’ın şehadetinin yanı sıra– kendi tecrübeleriyle de bilirler.”
Demek ki mü’min, elbisesinin ipliğinin bile haram veya şüpheli olmamasına dikkat etmeli, bilmeyerek olanından da Allah’a (celle celâluhu) sığınmalı ve harama düşme endişesiyle gönlü her zaman tir tir titremelidir. Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) “Haramdan sakının! Midesine haram lokma giren bir insanın duası kırk gün kabul olmaz.”66buyurmuştur.
Bir gün Sa’d İbn Ebî Vakkas hazretleri, “Ya Resûlallah, dua buyur da Allah Teâlâ benim her duamı kabul etsin!” istirhamında bulununca, İnsanlığın İftihar Tablosu, “Dualarınızın kabul olmasını istiyorsanız, helal lokma ile besleniniz! Çok kimse vardır ki haram yer, haram giyinir; sonra
Dipnotlar
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 5/251.
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 6/311.