İçeriğe geç
22. Bölüm

g. Halk’ın İçinde Hak’la Beraber Olmanın Unvanıdır

eder ve ona göre muamelede bulunur. Şeytan taşlayan binlerce el bulunsa da aslında Müslüman cemaati olarak tek bir el şeytanı taşlar. Hâkeza, Kâbe’de tavaf eden binlerce kişinin oluşturduğu tek bir şahs-ı mânevî vardır. Fikir ve ağız birliği ettiği sürece her bir Müslüman o cemaate dahil olur. Kendi kulluğunu o cemaatin kulluğu içinde eritir ve Cenâb-ı Hakk’a öyle teveccüh eder. Neticede Cenâb-ı Hak da ona, yalnızca bir fert olarak değil, cemaate teveccüh ettiği gibi teveccüh eder. Burada önemli olan husus, her bir ferdin, sahip olduğu bir takım beşerî hislerden, heva ve heveslerden sıyrılıp ruh ve düşünce açısından cemaate uyum sağlayabilmesidir.

Hâsılı hac, insanın kulluğunu Cenâb-ı Hakk’a büyük bir cemaat içinde takdim etmesi, Cenâb-ı Hakk’ın da buna göre ona/onlara muamelede bulunmasıdır.

g. Halkın İçinde Hak’la Beraber Olmanın Unvanıdır

Cenâb-ı Hak, Hadid sûresinde şöyle buyurur:

ْ وَ لَقَدْ أَرْسَ لْنَا نُوحًا وَ إِبْرَاهِيمَ وَ جَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَ الْكِتَابَ فَمِنْهُم مُهْتَدٍ وَ كَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِ قُونَ ۝ ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَى آثَارِهِمْ بِرُسُ لِنَا وَ قَفَّيْنَا بِعِيسَ ى

ابْنِ مَرْ يَمَ وَ آتَيْنَاهُ اإلِنْجِ يلَ وَ جَعَلْنَا فِي قُلُوبِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَ رَحْ مَةً وَ رَهْبَانِيَّةً ابْتَدَ عُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِالَّ ابْتِغَاءَ رِضْ وَ انِ اهللِ فَمَا رَعَوْ هَاحَقَّ رِعَايَتِهَا...

“Biz Nuh ve İbrahim’e risalet, onların soyundan gelen evlatlarına da kitap ve nübüvvet verdik. Onlardan doğru yolu bulan da var, yoldan çıkan niceleri de. Sonra bunların ardından peş peşe peygamberlerimizi gönderdik. Meryem’in oğlu İsa’yı gönderdik, kendisine İncil’i verdik ve ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Kendi çıkardıkları ruhbanlığı ise onlara biz farz kılmadık, Allah’ın rızasına nail

69