f. Hac’da Dua
miz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği bir dönemde, hem de hac vakfesini yapıp Arafat’tan döndükleri bir sırada, terkisine aldığı gencin başını sağa-sola çeviriyor ve gözünün namahreme ilişmesine engel oluyordu.84
Haccını kusursuz yapmak isteyen bir insan, günahın nerede ve ne şekilde karşısına çıkacağını bilemediği için, öncelikle günahlardan, yılandan-akrepten çekinir gibi çekinmeli, onlara maruz kaldığında da tevbe ve istiğfarda bulunup arınmaya çalışmalı ve Efendimiz’in şu beyanını aklından çıkarmamalıdır: “Kim Allah için hac yapar ve bu esnada kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten, günahlardan sakınırsa hacdan, annesinin onu doğurduğu günkü gibi (arınmış, tertemiz olarak) döner.”85
f. Hac’da Dua
Hac’da, o mukaddes mekânlarda bulunmayı, tazarru ve niyazlarımızı Cenâb-ı Hakk’a sunma adına çok iyi değerlendirmeliyiz. Mesela Kâbe’nin ilk görüldüğü an, duaların kabul buyrulduğu sırlı ve sihirli bir andır. Böyle bir anın dua adına çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Aynı şekilde insan Mina’ya gittiği zaman burayı Arafat’a çıkmak için ilk arınma kurnası olarak görmeli ve saniyesini boşa geçirmeksizin orada Rabbine içini dökmelidir.
Arafat’a gelince, ehl-i tahkikin ifadesiyle, Cenâb-ı Hak orada yapılan duaları çoğunlukla kabul buyurur. Hatta diyebiliriz ki, Cenâb-ı Hak, Kendisine gönülden teveccüh etmiş insanların hürmetine, liyakati olmayan kişilerin dualarını da orada kabul eder. Daha önce de zikrettiğimiz bir hadislerinde Efendimiz (sallallâhu aleyhi sellem) Arafat vakfesinin gerçekleştiği Arefe günü hakkında şöyle buyurur:
Dipnotlar
- Bkz.: Buhârî, hac 1, sayd 24; Müslim, hac 407.
- Buhârî, hac 4, muhsar 9; Müslim, hac 438.