İçeriğe geç

Ümmet-i Muhammed İçin Yakaran Gönüller

İnsan bu mübarek mekânlarda ve bu kutlu zaman dilimlerinde kendisi, evlad ü iyali ve yakınları için dua edebilir. Fakat özellikle günümüzde ümmet-i Muhammed’in hali, kanaatimce, bizim şahsî durumumuzdan çok daha fazla önem arz etmektedir. Zira Müslüman coğrafyası olarak bugün hâl-i pürmelalimiz ortada. İslâm tarihi boyunca hiç bu kadar perişan bir vaziyete düşmemiştik. Bu acı tablo karşısında iki büklüm ızdırapla kıvranıp duran Hazreti Pir, ümmet-i Muhammed’in dertlerini düşünmenin, onu kendisini düşünmekten alıkoyduğunu ifade ediyor.88

Bu açıdan, haccetme imkânını elde eden Müslümanlar Kâbe’yi gördüklerinde ellerini açarak, yüreklerini çatlatırcasına, “Allah’ım, ümmet-i Muhammed’e selamet ver! Allah’ım, ümmet-i Muhammed’e merhamet eyle! Allah’ım, ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle! Allah’ım, Müslümanlara derlenip toparlanmayı müyesser kıl! Allah’ım, ümmet-i Muhammed’e dirilişe giden yolları göster!” diyerek ümmet-i Muhammed için dua dua Allah’a yalvarmalıdırlar.

Mina’ya yürürken ve orada gecelerken de aynı şekilde yüzlerini yere koymalı ve ümmet-i Muhammed’i dileyerek aynı duaları tekrar edip durmalıdırlar. Zira Mina, kendine has hususiyetleri bulunan mübarek bir mekânın adıdır. Düşünün ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) İslâm’ın ilk yıllarında Mekke’de ve daha başka yerlerde muhataplarından bulamadığı cevabı orada bulmuş, orada O’na sahip çıkılmıştı. “Akabe bey’atı” olarak İslâm tarihinde yerini alan o kutlu hadise, Mina’da, Akabe denilen mevkide gerçekleşmişti. Bu açıdan belki sahip çıkılma esprisi açısından oranın ayrı bir kıymeti vardır. İşte Cenâb-ı Hakk’ın bu ölçüde bir teveccühünün bulunduğu mekânda bize de sahip çıkılacağı ümidiyle

106