İçeriğe geç
8. Bölüm

b. Allah’ın Kulları Üzerindeki Hakkı

Âişe (radıyallâhu anhâ) der ki: “Resûlullah’tan bunu işittikten sonra haccı hiç terk etmedim.”22

Milyonlarca insanla beraber yapılması itibarıyla haccın ‘küllî bir ubûdiyet’ olduğunu ifade eden Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin, onun faziletine dair Şualar’daki şu tespitleri, bu ibadetin farklı bir derinliğini ifade etmektedir:

“Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber’lerle nev-i beşerin beşten birisine, üç yüz milyon insanlara birden Allahu ekber dedirmesi; koca küre-i arz, büyüklüğü nispetinde o Allahu ekber kelime-i kudsiyesini semâvâttaki seyyarat arkadaşlarına işittiriyor gibi, yirmi binden ziyade hacıların Arafat’ta ve iydde (bayramda) beraber birden Allahu ekber demeleri, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın bin üç yüz sene evvel âl ve sahabeleriyle söylediği ve emrettiği Allahu ekber kelâmının bir nevi aks-i sadâsı olarak, rububiyet-i ilâhiyenin Rabbülarz ve Rabbülâlemîn azamet-i unvanıyla küllî tecellisine karşı geniş ve küllî bir ubûdiyetle bir mukabeledir diye tahayyül ve his ve kanaat ettim.

Nasıl bir nefer (er), bayramda bir müşir (mareşal) ile beraber huzur-u padişaha girer; sair vakitte, zabitinin makamıyla onu tanır. Aynen öyle de, her adam hacda bir derece velîler gibi Cenâb-ı Hakk’ı Rabbülarz ve Rabbülâlemîn unvanı ile tanımaya başlar. Ve o kibriya mertebeleri kalbine açıldıkça, ruhunu istila eden mükerrer ve hararetli hayret suallerine yine Allahu ekber tekrarıyla umumuna cevap verir.”23

b. Allah’ın Kulları Üzerindeki Hakkı

Hac ibadeti, Allah’ın, kulları üzerindeki haklarındandır. Bizi yoktan var eden, türlü nimetlerle perverde eden Rabbimizin bizim üzerimizde ölçüye tartıya gelmeyecek derecede hak-

41