kı vardır. Bu hakların büyüklerinden biri, O’nun evini ziyarettir. Bunu ifade sadedinde Kur’ân şöyle buyurur: “Beytullah’ı ziyaret, gücü yeten insanların üzerinde Allah’ın hakkıdır.”24
Bu hak, rüşte erip de şartları tahakkuk ettiği andan itibaren insanın zimmetine bir borç olarak yazılır. İslâm’ı kabul eden bir Müslümanın göz göre göre Rabbinin hakkını çiğnemesi söz konusu olamaz. Borcunu ödemeden ölürse ahirette karşısına çıkar. Bu sebeple, Efendimiz’in de (sallallâhu aleyhi sellem) yukarıda ifade buyurduğu gibi, tahakkuk ettiği andan itibaren hac vecibesini bir an önce yerine getirmek için çalışmak gerekir.
Cenâb-ı Hak, hacca gelenleri kendi misafirleri olarak kabul ediyor. Kerem sahibi bir ev sahibi, uzak yollardan aç ve yorgun gelen misafirlerine nasıl davranırsa, Allah da kendi misafirlerini kendine layık şekilde öyle karşılıyor. Onları kendi evinin hariminde ağırlayıp, bilhassa değer biçilemeyecek mânevî hediyelerle serfiraz kılıyor. Bu mânâyı izah sadedinde Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar:
ْالْحُجَّاجُ وَ الْعُمَّارُ وَ فْدُ اهللِ إِنْ دَعَوْ هُ أَجَابَهُمْ وَ إِنْ اسْ تَغْفَرُوهُ غَفَرَ لَهُم
“Hacılar ve umreciler Allah’ın misafirleridirler. O’ndan bir şey isterlerse yerine getirir, istiğfar ederlerse onları bağışlar.”25
Bir başka hadiste de şöyle buyrulur:
ُوَ فْدُ اهللِ ثَلَ ثَةٌ الْغَازِي وَ الْحَاجُّ وَ الْمُعْتَمِر
“Allah yolunun yolcuları üçtür: Cihada çıkan kimse, hacca giden kimse ve umre için yola çıkan kimse.”26
Dipnotlar
- Âl-i İmrân sûresi, 3/97.
- İbn Mâce, menâsik 5; el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ 3/12; et-Taberânî, el- Mu’cemü’l-evsat 6/247.
- İbn Mâce, menâsik 5; Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 2/321, 3/12; el-Beyhakî , es- Sünenü’l-kübrâ 5/262.