d. Birlik Şuuru Yakalanır
ne karşı koymuş ve Kur’ân’da “tek başına bir ümmet” olarak anılmıştır.49 Hak davası uğruna ateşlere atılmayı göze almış, Allah’ın buyruğuyla ateş onun için berd ü selam oluvermiş, güllük gülistanlığa dönmüştür.
Haccın menâsikini yerine getirirken neredeyse her yerde bize Hazreti İbrahim’i hatırlatan bir şeylerle karşılaşırız. Bir yönüyle diyebiliriz ki o ve hanîflik, haccın içinde temessül etmektedir. Bu yönüyle hac, milletinden olduğumuz Hazreti İbrahim’le, Allah Resûlü’nün bu mübarek cedd-i emcediyle bizi bir araya getirir, onunla aramızda bir bağ kurar. Haccın her bir rüknünde, her bir vacip, sünnet ve edebinde onu hatırlar, imanımızı tazeler, bir kere daha şirke ve küfre karşı olduğumuzu ilan ederiz.
d. Birlik Şuuru Yakalanır
Cenâb-ı Hak, insanların yaratılışlarından gelen farklılıklarını bize şu ifadelerle anlatır:
“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Bilin ki, Allah katında en şerefliniz, takvada en ileri olanınızdır. Muhakkak ki Allah, her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır.”50
Aslı itibarıyla insan, bir erkekle bir dişiden yaratılmıştır. Daha sonra kavimlere, kabilelere ayrılmış ve yeryüzünün muhtelif mıntıkalarına yerleştirilmiştir. Yaşadıkları coğrafyaların insanlar üzerinde tesiri olmuş ve birtakım değişikliklere maruz kalmışlardır. Bu değişiklikler onların fizikî görünüşlerine tesir ettiği gibi, kültür ve geleneklerine de tesir etmiştir. Herbirinin yemesi, içmesi, oturması, kalkması, zevki, anlayışı farklı farklı olmuştur. Kimi Arapça, kimi İbranice konuşur; kimi İn-
Dipnotlar
- Nahl sûresi, 16/120.
- Hucurât sûresi, 49/13.