İçeriğe geç

etme salahiyetinin olmasına, onlarda bir başkasının hakkının bulunmamasına da dikkat etmelidir. Helalinden kazanmalı ve maddî-mânevî tertemiz olan nimetlerden meşru dairede kalmak suretiyle faydalanmalıdır.

Günümüzde olduğu gibi, helalinden kazanmanın çok zorlaştığı, birçok şeyin haram kanalların içinden geçerek, haramın levsiyatıyla bulaşık olarak geldiği dönemler olabilir. Hâlbuki haram-helal mevzuu dinimizde çok önemlidir. Fukaha-i kiram, Müslümanlığın helal ve haramdan ibaret olduğunu söylemişlerdir. Bir insan namazını kılıp orucunu tutsa da eğer helalinden kazanma hususuna dikkat etmiyorsa ona kâmil bir Müslüman denemez.

Evet, kâmil bir Müslüman, rızkının nereden ve nasıl geldiğine çok dikkat etmeli, onun içine bir arpa kadar dahi haramın girmesine asla meydan vermemelidir. Şayet helalinden kazanmanın zor olduğu böyle bir zamanda dikkat kesilir, edip eylediği her şeyin helal olmasına azami derecede hassasiyet gösterirse, Cenâb-ı Hak da onun bu dert, gayret ve ızdırabını karşılıksız bırakmaz; namaz, oruç ve hac gibi mükâfatlandırır.

Meseleye ister Allah hakkı isterse kul hakkı açısından bakalım, meşru olmayan her türlü kazanç ancak zarar ve perişaniyet getirir. Sahih-i Müslim’deki bir hadis-i şerifte Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar:

َ أَيُّهَا النَّاسُ ، إِنَّ اهللَ طَيِّبٌ لَ يَقْبَلُ إِلَّ طَيِّبًا، وَ إِنَّ اهللَ أَمَرَ الْمُؤْ مِنِينَ بِمَا أَمَر بِهِ الْمُرْ سَ لِينَ ، فَقَالَ : {يَا أَيُّهَا الرُّسُ لُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَ اعْمَلُوا صَ الِحًا إِنِّي بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ} وَ قَالَ : {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ } ثُمَّ ذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّ فَرَ أَشْ عَثَ أَغْبَرَ، يَمُدُّ يَدَ يْهِ إِلَى السَّ مَاءِ،

يَا رَبِّ ، يَا رَبِّ ، وَ مَطْعَمُهُ حَرَامٌ، وَ مَشْ رَبُهُ حَرَامٌ، وَ مَلْبَسُ هُ حَرَامٌ، وَ غُذِيَبِالْحَرَامِ ، فَأَنَّى يُسْ تَجَابُ لِذَلِكَ ؟

82