İçeriğe geç

Hicretin 8. senesine girildiğinde insanlar artık topluluklar halinde İslâmiyet’e girmeye başlamışlardı. Mekke’de Müslümanlara karşı yıllarca mücadele eden, onlara her türlü zulmü yapmış bazı şahıslar vardı ki iman bunların da kalbine girmiş, yerlerinde duramaz olmuşlardı.

Bunlardan üçü, birbirlerinden habersiz olarak Medine’ye doğru yola koyulurlar: Bir siyasî dahi olan Amr İbn Âs, askerî deha Halid İbn Velid ve Osman İbn Talha. Hadde denilen mevkide kader yollarını kesiştirir ve buradan itibaren Medine’ye beraber seyahat ederler. Medine’ye varıp Allah Resûlü’nün huzurunda diz çöktükten sonra herbiri elini sıkıp İnsanlığın İftihar Tablosu’na biat eder. Halid İbn Velid biat ederken Efendimiz, “Ben zaten senin akıllı biri olduğunu biliyordum. Bu akıllılığın seni er-geç hayra kavuşturacağını da ümit ediyordum.” buyurarak iltifat eder. Sıra Amr’a gelince o da Resûl-i Ekrem Efendimiz’in elini sıkar ama bir türlü bırakmaz. Amr’ın söylemek istediği bir şey olduğunu fark eden Allah Resûlü ona: “Ne istiyorsun ey Amr?” diye sorar. O, “Yâ Resûlallah! Sana biat edeceğim ama günah ve kusurlarımın bağışlanması şartıyla.” diye cevap verir. Bunun üzerine Efendiler Efendisi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:

أَمَا عَلِمْ تَ أَنَّ الْ ِسْ لَ مَ يَهْدِ مُ مَا كَانَ قَبْلَهُ وَ أَنَّ الْهِجْ رَةَ تَهْدِ مُ مَا كَانَ قَبْلَهَا

وَ أَنَّ الْحَجَّ يَهْدِ مُ مَا كَانَ قَبْلَهُ

“Ey Amr! Bilmiyor musun ki İslâm, önceki kusurları ve günahları siler yok eder; hicret, önceki kusur ve günahları siler yok eder; hac, önceki kusur ve günahları siler yok eder.”29

Haccın bu temizleyiciliğinden istifade etme adına dikkat edilecek hususlardan biri, –yukarıdaki hadiste de gördüğümüz

44