İçeriğe geç

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) o gün, kurban olarak getirdiği 100 devenin 63 tanesini bizzat elleriyle kurban etti. Geri kalan 37 deveyi de Hazreti Ali kesti. O gün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), annelerimiz için de ortak bir sığır kurban etmişti.

Kurban edilen hayvanların etlerinden birer parça alınmasını emreden Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bunları bir çömlekte pişirtti ve hem kendisi yedi hem de ailesine gönderip onlara yedirdi. Develerden geriye kalan etleri ise fakirlere dağıttırdı. Bu arada bir de ikazı vardı; kurban edilen hayvanların kelle ve ayakları, ücret olarak kasaplara verilmeyecekti. Zira Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), “O ücreti biz veririz!” buyurmuştu.178

Kurbanlıkların etlerini üç gün boyunca kalacakları Mina’da yiyecek, kalanı da azık yapacaklardı. Zira Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onlara, “Kurban etlerini yiyin ve azık yapın!” buyurmuştu.179

Kurbanların kesilmesiyle birlikte sıra, ihramdan çıkışın son fiili olan tıraş olmaya gelmişti; Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) saçlarını tıraş ettirmek için ashap arasından Ma’mer İbn Abdullah’ı çağırdı ve saçlarını kökünden kazıttı.

Ashab-ı kiramın bir kısmı, Efendimiz’in yaptığı gibi saçlarını ustura ile kökünden kazıtmış, diğer kısmı ise makasla kısaltmayı tercih etmişti. Bu sırada Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Allah’ım! Kökünden kazıtmak suretiyle saçlarını tıraş edenlere mağfiret buyur!” diye dua ettiği duyuldu. Bu duayı işitenler, diğerlerinin de duadan mahrum kalmaması için, “Ya Resûlallah! Kısaltanlara da mağfiret dileseniz.” dediler. Ancak Fahr-i Âlem yine, “Allah’ım! Saçlarını kazıtanlara mağfiret buyur!” dedi. Ashabın taleplerine rağmen Resûlullah

187