İçeriğe geç

makbul ve mebrûr bir hac olarak kabul et ve günahların affına vesile kıl.” 175 diyordu.

Bu arada Fadl İbn Abbas’ın (radıyallâhu anhümâ), atılan taşların üzerine gelmemesi için bedeniyle Efendimiz’e sütre olduğu rivayet edilir. Muhtemelen bu izdihama şahit olan veya daha sonra yaşanması muhtemel izdihamlarda meydana gelebilecek yanlışlıkları izale anlamında o gün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), parmakları arasına aldığı taşları göstererek şu ikazda bulundu: “Ey insanlar! Sakin olun! Akabe cemresinin yanında birbirinizi öldürmeyin! Sizler, cemre taşları atacağınız zaman, parmaklarınızın arasına taşı şöyle koyun ve onun küçüklerini alıp atın!”176

Böylelikle bayramın birinci günü şeytan taşlama işi de bitmiş oldu. İhram giydiği andan itibaren her fırsatta telbiye getiren Allah Resûlü, bu dakikadan itibaren telbiye getirmeye son verdi.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Akabe cemresini taşlayınca oradan ayrıldı ve kurban kesim yerine geldi. Burada Müslümanlara uzunca bir hutbe verdi. Mina’daki bu hutbeden hemen sonra kurbanlıkların yanına giden Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bölgeyi kastederek, “Burası, kurban kesme yeridir! Mina’nın her tarafı kurban kesme yeridir! Bütün teşrik günlerinde de kurban kesilebilir! Mekke’nin bütün cadde ve yolları da kurban kesme yeridir!”177 buyurdu.

Ardından, kurbanlık olarak işaretlenen develeri birer birer kurban etmeye başladı. Develeri ayakta kesiyor, incinmemeleri için ihtimam gösteriyordu. Kaçıp serkeşlik yapmamaları ve başkalarına da zarar vermemeleri için develerin sol ayakları bağlıydı.

186