Cahiliye Döneminde Hac
Aradan asırlar, ümmetler geçti, insanların müdahaleleri neticesinde zamanla haccın aslî hüviyeti bozuldu, mânâ ve muhtevası değişti. Hazreti İbrahim’in getirmiş olduğu hak dinden sapan ve putperestliğe meyleden insanların zihninde her ilâhın yerleştiği bir ev olduğu düşüncesi hâkim oldu. Bazı kabileler putları için bir yapı inşa ederdi. Dinî inançlarını yaşamaya çalışanlar, putların bulunduğu bu evleri ziyaret eder, güya onların feyzinden istifade etmeye çalışırlardı. Bu ziyaret günleri belli vakitlere tahsis edilmişti ve o günler aynı zamanda bayram olarak kabul ediliyordu.
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi sellem) içinde doğup büyüdüğü Cahiliye dönemi Araplarında da bu düşünce hâkimdi. Kâbe’nin içini putlarla doldurmuşlardı. Hac ziyareti adı altında bu putları ziyaret ediyorlardı. Hazreti İbrahim’in belirlemiş olduğu hac menâsiki kısmen korunsa da uygulamada birçok farklılıklar vardı. “Cahiliye hacıları” da telbiye getiriyor, Kâbe’yi tavaf ediyor, vakfeye duruyor, şeytan taşlıyor, kurban kesiyorlardı. Hac günleri için özel kıyafetler tercih ediyorlardı. Ne var ki, yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, uygulamalarına bir takım şirk unsurları karıştırmış ve haccın rükünleriyle oynamışlardı. Mesela, her kabile kendileri için değerli olan putları ziyaret ediyor, onlar adına telbiye getirip niyet ediyordu. Haccın kabul olması için ilâhlara tevessül etmek şarttı. Kestikleri kurbanları dahi putları adına kesiyorlardı.
Aynı şekilde hac mevsiminde de değişikliğe gitmişlerdi. Haccın Zilhicce ayında yapılması esastı. İbadetler hususunda kamerî takvim esas alındığı için Zilhicce ayı değişik mevsimlere denk geliyordu. Hac döneminde yapılan panayırlar vasıtasıyla elde edilen menfaatlerin her mevsim sağlanması mümkün değildi. Bu sebeple haccın yapılacağı günleri güneş takvimine göre sabitlemişlerdi. Nesî’ denilen bu uygulama sayesinde