Buraya kadar, “misal”in “mümesselün leh”e tatbikini, sonra da tasvirini hecelemeye çalıştık. Temsille sergilenen sahne cidden ürpertici. Kur’ân bu iç içe resimleri tek bir perdede öyle tasvir ediyor ki, az dikkatle hemen herkes o şaşkın gürûhun nasıl bir rol oynadığını açıktan açığa müşâhede edebilir. Şöyle ki sahne olabildiğine karanlık; seyirciler için bile kasvet hâsıl edecek ölçüde üst üste bulutlar ve bu sahnede çakıp duran ışıklarda yıldırımların, şimşeklerin ürperticiliği.. sahnede bulunan oyuncuların seslerini boğacak şekilde gök gürültüleri... Hususiyle çölde yaşayan biri meseleyi böyle canlılığı içinde çok daha iyi müşâhede edebilir. Evet, yağmura tutulma hâlini ve o geniş sahada şimşeklerin görünüşünü, ra’dın duyuluşunu, iç içe dehşetin bütün çevreye hâkim oluşunu her zaman çölde görmek mümkündür. İşte bu açıdan ifadelerde o derece bir canlılık var ki, tasviri insan idrâkini aşar. Hiçbir edip bu denli canlı bir tabloyu birkaç kelimeyle böyle resmedemez. Konuyu hayalen takip eden herkes bunu görebilir.
[1] Tirmizî, tefsîru sûre (57) 1; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/370.[2] Bediüzzaman, Lem’alar s.85 (On İkinci Lem’a, İkinci Mesele).[3] Buhârî, mezâlim 9; Müslim, birr 57.[4] Buhârî, bed’ü’l-halk 6, enbiyâ 43, menâkıbü’l-ensâr 42; Müslim, îmân 264.[5] Buhârî, enbiyâ 34; Müslim, fezâil 159.[6] Buhârî, îmân 24, şehâdât 28, vesâyâ 8, libâs 69; Müslim, îmân 107-110.[7] Buhârî, îmân 24, mezâlim 17; Müslim, îmân 106.[8] Bkz.: Bediüzzaman, Şualar s.96 (Âyetü’l-Kübrâ).