İçeriğe geç

Temsil tariki, Kur’ân-ı Kerim’in –arz ettiğim gibi– çok istimal ettiği bir yoldur. Bunu o mu’ciz beyanın pek çok yerinde görürüz. Ankebût Sûresi’nde وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَۤا إِلَّا الْعَالِمُونَ “İşte, bazı gerçekleri anlatmak için, Biz bu kabîl misaller getiriyoruz ama bunları, ancak ibret almasını bilenler anlar.” (Ankebût sûresi, 29/43) denilmekte, Sûre-i Haşr’in sonunda da: وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ “Bu darb-ı meselleri irad ediyoruz ki, insanlar düşünüp tefekkür etsinler.” (Haşir sûresi, 59/21) buyrulmaktadır.

Kur’ân-ı Kerim’de çok defa yermeler, övmeler, teşvikler, sakındırmalar, delil getirmeler temsil yoluyla anlatılır. Mesela, Fetih Sûresi’nin 29. âyetinde de sahabe-i kiram’ın gelişmesinin; toprağa atılmış bir tohum, sonra başını topraktan dışarıya çıkaran bir sümbül, derken büyüyen, gövdesi üzerinde doğrulan, bir ağaç ve neticede semalara doğru ser çeken ulu bir çınar gibi olduğu, bir temsille tasvir edilir.

Hem mesela o, birini zemmedeceği zaman şöyle diyor: فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ ذٰلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ “Onun hâli tıpkı köpeğin durumuna benzer: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da! Âyetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli işte buna benzer. Sen olayı onlara anlat, belki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.” (A’râf sûresi, 7/176) Burada kınama maksadına matuf bu türlü insanların hâlini kelbin durumuyla ifade ediyor ki, mütemerrit mülhidin durumunu ifade adına gayet beliğdir.

346