Kur’ân-ı Kerim’in temsillerinin hususiyetlerinden biri de, muhtelif meseleleri tek bir temsil çerçevesinde ele alıp anlatmasıdır. Yani birkaç âyette anlatılan o dağınık meseleleri tek bir temsilde toplayıp anlatma da Kur’ân-ı Kerim’e mahsus mucizevî bir üsluptur. O böyle mürekkeb bir teşbihle, yani ateşin yanması, karanlığın bu ateşle zâil olması, sonra hemen o ışığın söndürülmesi ve yeniden zulmetin gelmesi.. gibi hususlarla öyle bir resim sunuyor ki dahası olamaz. Bu, çölde yaşayan insanların bilebileceği, zevk edebileceği bir temsildir. Çöl insanı çölde ateş yakmanın, orada başkalarından yardım beklemenin, yardım arzu ve isteğinin başkalarına duyurulmasının ne demek olduğunu çok iyi bilir. Bu tasvirdeki sahneyi kısmen çölde kum fırtınasına tutulan veya Doğu Anadolu’da kar fırtınasına tutulan kimse herhâlde daha iyi anlar.