İçeriğe geç

Evet, bir insan çölde muztar durumda kaldığında yerini, mevcudiyetini başkalarına duyurmak için yapacağı en makûl iş hemen bir ateş yakmaktır. İşte temsil bir yönüyle bunu işaretliyor ki, vahşî sahrada, kimsesiz ve ne yaptığını bilmeyen bir kimsenin en önemli işi, varlığını hissettirebilecek bir ateş yakma olmalıdır. Bir de çöldeki karanlık başka bir yerdeki karanlığa hiç benzemez. Başka bir yerde az çok bir ışık şûlesi, parıltısı görülür ve göreni ümitlendirir ama çölde bunların hiçbiri söz konusu değildir. Çölde güneşler batar, karanlıkla beraber her yanda bir yalnızlık hissi tüllenmeye başlar, gurbetlerle kuşatılır ruh.. ve işte bu dehşet içinde insanın, hem kendisine bir enîs olması hem de etrafını görmek için yapabileceği tek iş –Kur’ânî tabirle– “istîkâd-ı nâr”dır.. yani bir ateş yakmaktır. Hem ısınmak hem hevâm ve haşaratı kaçırmak hem etrafını görebilmeye çalışmak hem de bu suretle orada mevcudiyetini başkalarına duyurmaya çalışmak.. evet, işte münafığın durumunu aksettiren canlı fotoğraf..!

Ayrıca bu temsilde şu da görülmektedir: “İstîkâd” tabiri istif’âl babındandır. Bu kipte talep ve tahavvül mânâsı olduğu gibi ta’diye (geçişlilik) anlamı da vardır. Şöyle ki bu şaşkınlar, ateş yakmayı şiddetle arzu etmiş ve o karanlık tabloyu değiştirme gayretine düşmüşlerdir. Onlar için yapılacak tek şey olması itibarıyla güç bela bir ateş yakmış, bir ölçüde de olsa onunla teselli olmuşlardır. Evet, ateş yakmak müstakil bir iştir, insanı meşgul eder. Ama yaktıktan sonra onu muhafaza etmek ayrı bir derttir. Tıpkı saadet ve huzur vaat eden bir sistem kurmak, kurduktan sonra da korumak ne ise bu da öyledir.

355