İçeriğe geç

Bunlar bir ateş yakmışlardır ama başlarından aşağıya bardaktan boşalır gibi dökülen yağmura veya ortalığı birbirine katıp karıştıran fırtınaya karşı yaktıkları bu ateşi nasıl koruyacaklardır? Meselenin bir bu yönü var. Bir de, biraz evvel de arz edildiği gibi bunlar, gayret ve cehdle meydana getirdikleri bu ateşin, fırtınalarla sönme ihtimali karşısında hep gerilim içindedirler; hatta sönecek diye belki ateşe bile içlerinde düşmanlık hissi taşımaktadırlar. Zira genel manzara itibarıyla gözlerinin normal görme durumunu bile koruyamamaktadırlar; koruyamamakta ve karanlıkta görebilecek kadar dahi durumlarını muhafaza edememektedirler. Bence, arz edilen bu hususların hepsini وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ “Onlar görmezler.” ifadesi işaretliyor gibidir.!

Burada müfredatın müfredata tatbikinin açık olmadığına daha önce değinmiştik. Yani şu parça şuna, bu da buna şeklinde parçaların birbirine tatbiki net görünmemektedir. Zira bu mürekkeb bir teşbihtir. “Müşebbeh” de “müşebbehün bih” de mürekkeb bir bütünlük arz etmektedir. Bir başka deyişle bu, mürekkebin mürekkebe benzetilmesinden ibarettir. Oldukça kötü ve bozuk bir ruh hâleti içinde ne yaptığını, ne yapacağını bilemeyen, küfürle iman arasında sürekli gel git yaşayan, şaşkınlık ve tereddütler ağında yol yorgunu bir yığın ki, bir şey almak için elini uzatırken onu kaybediyor, kaybettikçe haybet ve hüsran ruh hâleti içine giriyor ama şaşkınlıkla yeniden kaybettiğini elde etmeye çalışıyor. İşte böyle birinde ümitsizliğin ümidi, zulmetin parıltıyı takip etmesi hâlini.. evet, genel anlamdaki bu değişken psikolojik durumu مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي اسْتَوْقَدَ نَارًا âyeti mürekkeb bir teşbihle ne güzel ifade etmiştir!

Parçaların birbirine tatbikini ise أَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَۤاءِ فِيهِ ظُلُمَاتٌ (Bakara sûresi, 2/19) âyetini hecelerken –inşâallah– göreceğiz.

356