Dolayısıyla kulun, ibadet adına yaptığı şeylerde, yer yer niyetini yoklaması ve onu sabit tutması gerekir. Zira bütün ibadetler, Rabbin rızası istikametinde yapıldığı oranda bir ağırlık ve derinlik kazanır.
Evet, ubûdiyet, itaat ve inkiyat, Rab’le münasebetin ifadesidir. Yalancı heyecanlar ve sahte coşkular bu yolda geçerli akçe olamaz. Bu yolun prim yapan şeyleri; gecenin siyah zülüfleri üzerine bırakılan ‘âh’lar, gözyaşıyla ıslatılan seccadeler, “Ey insanlar! Rabbinize kul olun!” emrinden hareketle yakılan bağırlardır. Bütün bunlar, insanın çirkinliklerden tasaffi edip Cennet’e ehil hâle gelmesine vesile olacak amellerdir. Altın ve gümüşün, posa ve tortulardan ayrılıp som hâline geldiği gibi, insanın tasaffi edip Cennet’e girmesi ve Cemalullah’ı müşâhedeye liyakat kazanması için Allah (celle celâluhu) onları kullukla mükellef kılmıştır. İnsan, o kullukla saflaşıp berraklaşacak, Allah Resûlü’nün ifadeleri içinde, kendisine bakıldığı zaman Allah (celle celâluhu) hatırlanacaktır.41 Evet, kulluk, insanı saflaştırıp berraklaştırır ve onu duygularında dupduru hâle getirir. Bundan dolayı Allah (celle celâluhu), يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelikleri yaratan Rabbinize kulluk ediniz.”42 buyurmaktadır.