İçeriğe geç

Umeyr, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanında kaldığı süre boyunca İslâmî aşk ve heyecanla dolup taşar, kabına sığmaz olur. O, Efendimiz’i şehit etmek için getirdiği kılıcın hakkını vermek istemektedir. Bu sebeple Allah Resûlü’nden Mekke’ye geri dönmek için izin ister. Allah Resûlü, en az Hz. Ömer kadar kahraman ve cesur olan bu insana, Mekkelilerin bir şey yapamayacağından emindir. Bu sebeple dönmesi için ona müsaade eder. Diğer taraftan Safvan, her gün ellerini ovuşturmakta, Medine’de meydana geleceğini düşündüğü müthiş hâdiseyi beklemekte ve gelip giden her kafileden Medine’nin haberlerini sormaktadır. Zira gelecek olan haber, hem kendisini hem de bütün Mekke halkını sevince boğacaktır. Ne var ki bir gün Umeyr’in de Müslüman olduğu haberi kendisine ulaşır ve bu haberle sanki beyninden vurulmuşa döner.

Umeyr, Hz. Ömer’in Mekke’den ayrılırken yaptığı gibi, herkese meydan okuyarak Mekke’ye girmişti. Burada günlerini çoğu zaman hak ve hakikati insanlara anlatmakla geçiriyordu. Umeyr, geçen süre içinde Müslümanlığının hakkını gerçekten verir. Zira bir-iki yıl sonra Medine’ye geri döndüğünde arkasında Müslümanlığı seçmiş büyük bir topluluk vardır. Amcazâdesi Safvan ise bütün ısrarlarına rağmen inat etmiş, o kutlular kervanına henüz katılmamış; Mekke’nin fethiyle birlikte de yükünü sırtına vurup denizaşırı memleketlere kaçmıştı. Safvan’ın bu durumuna çok üzülen Umeyr, Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelir, Safvan’ın durumunu anlattıktan sonra kendisinden ona eman vermesini ister. Eman verildiğini teyit için de Efendimiz’in Mekke’ye girerken mübarek başına sardığı ve herkesin müşâhede ettiği sarığını talep eder. Zira o, Safvan’ın ileride İslâm’a faydalı bir insan olacağını tahmin etmektedir.

15