Eflatun’un, mağaradaki insanlarla ilgili verdiği misal, bu hakikatin farklı bir açıklamasını teşkil etmektedir. O, insanın, varlıklar hakkındaki bilgisinin, ancak onların gölgeleri ya da dışarıdan mağaraya yansımaları kadar olabileceğini iddia eder. Hâlbuki dışardaki varlıklar hakkında gerçek bilgi, ancak dışarıdan bir kişinin içeri girip o varlıklar hakkında açık-seçik bilgi vermesiyle elde edilebilir. Burada o kişinin durumuyla peygamberlik müessesesi arasında bir benzerlik kurulacak olursa şöyle söyleyebiliriz: İnsanlar, ancak peygamberlerin tarif ve talimleriyle tam olarak bir yaratıcının mevcudiyetine inanıp O’nun hakkında kesin bilgi elde edebilirler. Mesela O’nun isim ve sıfatları, kendi kullarından ibadet adına istediği şeyler, o ibadetlerin yapılış şekilleri vb. hususlar, ancak bir peygamberin bildirmesiyle bilinebilecek hususlardır.