İçeriğe geç

“Hz. Muhammed’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) her şey tamam oldu.” derken “Diğerlerinde eksik miydi?” sorusu akla gelebilir. Eskiden her topluluğa, her kabileye bir nebinin gönderilmesinde zaruret vardı; (Tabi ki bu zaruret beşer içindi, Cenâb-ı Hak için böyle bir zaruret söz konusu olamaz.) Çin’deki bir peygamber, Hindistan’da aynı vazifeyi eda edemezdi. Aynı şekilde Avrupa’da neş’et eden bir peygamber, Asya’daki peygamberlik vazifesinin altına giremezdi. Zira dönemin şartları çok ağırdı ve bugünkü gibi seyahat vasıtaları yoktu. Vâkıa Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) zuhur ettiği dönemde de beşer aynı durumdaydı; haberleşme atın sırtında ve gönderilen ulaklarla sağlanıyordu. Ancak Efendimiz’in bir mucizesidir ki O’nun ümmeti için haberleşme vasıtaları çoğalmış, dünya âdeta bir şehir hâline gelmiştir. Dolayısıyla Efendimiz’in, beşerin, medeniyet, ilim, teknik ve teknoloji sahalarında gelişeceği bir dönemde gönderilmesi, O’nun bir özelliği olmuştur. Bu sebeple, önceki her peygamber kendi kavim ve kabilesine gönderilirken Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün insanlığa gönderilmiştir. Efendimiz bu durumu şu sözleriyle ifade etmiştir: كَانَ كُلُّ نَبِيٍّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً، وَبُعِثْتُ إِلَى كُلِّ أَحْمَرَ وَأَسْوَدَ“Her peygamber sadece kendi kavmine gönderilmiştir. Ben ise bütün insanlara gönderildim.”30

Evet, haberleşme ve ulaşım imkânlarının gelişmesiyle bugün dünya, sanki global bir köy hâline gelmiştir. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir hâdise aynı anda tüm dünya tarafından takip edilebilmektedir. İnsanlık artık uzayda dolaşmakta ve gezegenlerden, yıldızlardan haberdar olmaktadır.

26