İçeriğe geç

Bundan daha tehlikelisi de böyle bir insan belli bir seviyeden sonra farkına varamaz neyin ne olduğunun. Gayrimeşru bir şeyin kendisini nereye sürükleyeceğini bilemez. Dolayısıyla gözünü kaçırması, kulağına pamuk tıkaması, ağzını kapaması gerekli şeyleri fark edemez. Hissiyat-ı nefsaniye adına konuşur konuştuğunda, Allah’ın gazap ettiği şeyleri görür gözünü açtığında, şeytanî melodilerle dolar kulakları bir şey dinlediğinde…

Allah hepimize aff-ı mütemadi (sürekli bir af), mağfiret-i amîka (kuşatıcı bir bağışlama), rahmet-i kâmile (eksiksiz bir rahmet) lütfeylesin. Namazında, niyazında, orucunda olduğu hâlde “lemem”i (küçük günahlar) önemsemeyen insanlara akıl, fikir ve insaf versin. لَاصَغِيرَةَ مَعَ الْإِصْرَارِ ، وَلَا كَبِيرَةَ مَعَ الْاِسْتِغْفَارِ“Israr edilirse küçük günahlar büyük günah olur, tevbe edildiğinde büyük günahlar affedilir.”3 fehvâsınca esas büyük günah, ısrar edilen küçük günahlardır. Çünkü büyük günah, büyüklüğü bilindiği sürece büyük değildir. Büyüklüğünü bilirse günahın, tevbe kurnalarına koşar, istiğfar eder, sıyrılır o hâlden insan çünkü. Fakat bilmezse onun lemem olduğunu ya da bilir de önemsemezse, “bir tane, bir tane daha, bir tane daha ve son defa” derken kısılır kapana. Şeytanın stratejisidir bu: Mesaviyi süslü gösterir, nefsi aldatır. Sûre-i Yusuf’ta بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنْفُسُكُمْ4 buyrulduğu gibi tesvil yapar (günahları süsler), hipnoz edip gözlerini bağlar insanın. Hâlbuki insan bu kadar küçük şeylere kurban gidecek kadar aşağılık bir mahlûk değildir. Ahsen-i takvîme mazhardır o, dünyalara yeten bir mahiyete sahiptir. Dolayısıyla latîfelerini bu kadar küçük şeylerde batırmamalıdır. Matlubu, maksudu Allah olmalı onun. Veya şöyle diyelim; mademki onun yaratılışı itibarıyla nefsanîliği var, nefsanîliğini meşru dairedeki zevklerle, lezzetlerle tatmin etmeli, onun dışına çıkmamaya çalışmalı, dişini sıkmalı, dilini ısırmalı, “la havle” çekmeli.

87